19 Ocak 2012 Perşembe

Manzara Restaurant, Kartepe

Yirmi beş yıldır bu kentteyim, Kartepe'ye çıkmamıştım. Maşukiye'ye gidip çok kez yemek yemişliğim var fakat biraz daha gaza basıp yukarı çıkmamıştık. Meğerse ayağımızın dibinde ne yerler ne fırsatlar varmış. Kahvaltı yapacak güzel bir yer ararken çıktıkça çıktık ve Kartepe'nin zirvesine yakın bir yerde burayı keşfettik. Müthiş hava, müthiş manzara ve karşınızda Manzara Restoran.



İşte böyle bir manzaraya karşı kahvaltı yapmanın geniş duygusu içerisindeydim kahvaltı boyunca. Gerçi başlarda açlık duygusunun verdiği panikle kendimi tümüyle yiyeceklere odaklayıp manzarayı unutuverdim ama bu uçsuz bucaksız yeşillik ve mavi hemen beni sevdi, sardı ve bana seviliyorum duygusu hissettirdi. Şükürler olsun. Seviliyorum.



Kahvaltı isteğimizle birlikte masamıza ağır, işlemeli, metal bir sürahide su ve termosta çay geldi. Sonrasında da sırasıyla diğer alışıldık kahvaltı ürünleri.



Fotoğrafta görülen ilk grup yiyeceklerin ardından peynirli omlet, sigara böreği, kocaman bir kapta el kesimi patates kızartması, güveçte eritme peynir ve büyük ince belli bardakta çay geldi.

Lezzet: Başlarda yoğun açlıktan dolayı yiyeceklerin lezzetlerini kendime çok hissettirmeden yutarcasına yedim. Neyse ki sonradan toparlandım ve bir karavana leziz patates kızartmasını keyifle çıtır çıtır mideye indirdim. Lezzeti aklımda yer eden bir tek patates kızartması oldu. Bunda el kesimi olmasının payının olduğunu düşünüyorum. Acuka bana biraz yumuşak geldi, bu durum da baharatın tadını bir hayli bozuyordu. Zeytinlerin on numara olduğunu söyleyebilirim. İrilik, etli olma ve çekirdekten kolay ayrılma kategorilerinde siyah zeytin benden tam puan aldı. Yumurtanın yumurta tadından daha baskın olarak peynir tadı hissediliyordu ve bu bence hem damağımıza hem de yumurtaya haksızlıktı. Katkısız olsaydı o yumurta bence çok daha leziz olurdu. Üstelik benle aynı düşünceleri hemen arka masamda oturan müşteriler de paylaşıyordu.

Sunum: Servis tabakları oldukça genişti ki benim gibi geniş servis tabaklarında iki lokmayı gerine gerine yemeyi sevenler için hoş bir durum. Çatal bıçaklar kağıt kaplarından çıkartılıp bez bir örtüye sarılırsa ortamı daha elit bir hale getirir ki zaten ortam, ahşap ve cam tasarımla aslında kategorisinin içinde elit bir konumda. Bu yüzden bu kağıt çatal bıçak poşetlerini en kısa zamanda nakavt etmek gerek. İnce belli bardakta çay okeydir, beyaz kahvaltı tabakları okeydir, kalın cam su bardakları okeydir, ağır metal sürahi okeydir fakat modern görünümlü çelik termos yerine semaver düşünülebilir.

Ortam: Şu konuda babama katılıyorum ki camekanla kaplı alan biraz dar. Eminim işletmecinin de buna bir açıklaması vardır ama eğer dört kişiden fazla insanla restorana gidecek olursanız verandada oturmak için masaların ayarlanması gerekecek. Ya da böyle bir şey mümkün olmayacak. Ahşap doğrama maksimum bir şekilde kullanılmış, iyi olmuş. Masalar, restoran kelimesinin hakkını veriyor, oturabildiğin kadar otur. Ahşap her zaman galip mi gelecek bu konuda?

Ücret: Kahvaltı 20 TL. Doğanın içinde, müthiş enginlikte bir manzaraya karşı, bolca yiyecekle döşenmiş ahşap bir masada kahvaltı keyfi için ödenebilecek bir para.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Paylaş